Herkese selamlar. Yeni bir ayın daha sonuna geldik. Finansal özgürlük yolculuğuna başlayalı tam 99 ay, hedefime ulaşalı ise 36 ay geçmiş. Temmuzu bir tersine dönüş, ağustosu ise bir telafi ayı diye tanımlamıştım. Eylül uzun yıllardır görmediğimiz kadar sert bir düzeltme ayı oldu. Ağustos sonunda 14.334 seviyesinden devraldığımız BIST 100, 9 Eylül’de 14.673 ile ay zirvesini gördü. Fon piyasasında ortaya çıkan likidite sorunuyla 16 Eylül’de tek günde %5,54 geriledi ve ayın son işlem günü olan 30 Eylül’de 11.947 seviyesinden kapattı. Yani endeks aylık bazda %16,65 değer kaybetti. Bu, 2008 krizinden bu yana yaşanan en sert aylık düşüş. Endeks 11 Mayıs’taki 15.133 rekorunun da %20’den fazla altına inerek ayı piyasasına girdi.
Kişisel Hayat
Global gelişmelere geçmeden önce kişisel taraftan biraz bahsedeyim. Eylül ayıyla birlikte okullar açıldı ve sonbahar rutini başladı. Bu yıl sanki havalar biraz erken soğudu gibi hissediyorum 1 hafta boyunca yağmur yağmasının da etkisi olabilir tabi. Bu vesileyle ben de salonda çalışmaya ek olarak hava müsait oldukça gün içi yürüyüşlere başladım. Frederic Gros’un yürümenin Felsefesi kitabını okuduktan sonra yürüyüşe karşı bakış açım değişti, okumanızı tavsiye ederim.

İçerik tarafında ise üretime devam ettim. Eylül ayında Finansal Özgürlük Kulübü podcastinde 2 bölüm çektik. Bir tanesinde siyah kuğu olaylarını anlatmaya çalıştık. Diğerinde ise sermaye tahsisi kararlarından temettü ve hisse geri alımından hangisinin daha iyi olduğunu irdeledik. Aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
Ayrıca patreon tarafında da içeriklere devam ettim. Eylül ayında Çelebi ve Mavi şirketlerinin detaylı temel analizlerini yaptığım yatırım tezlerini yayınladım. Ayrıca DOCO ve ANHYT şirketlerinin de güncel durumlarını inceledim. Bunun yanında hesabım üzerinden ulaşabileceğiniz 24 dersten oluşan “Bilanço ve Finansal Tablo Okuma Eğitimi” de yayına girdi. Aşağıdaki linkten detaylarına ulaşabilirsiniz.

Jeopolitik Gelişmeler
Şimdi güncel gelişmelere dönelim. Ağustosu Ortadoğu’da yeniden artan bir gerilimle kapatmıştık, eylülde bu gerilim tırmandı. Ayın ilk günlerinde ABD ile İran arasında karşılıklı hava saldırıları yaşandı ve İran Devrim Muhafızları Ürdün’deki bir Amerikan üssünü balistik füzelerle hedef aldı. 8 Eylül’de Yemen’deki Husiler, Suudi Aramco’nun ülkenin güneyindeki enerji tesislerine insansız hava araçları ve füzelerle saldırdı. 10 Eylül’de ise tanker saldırılarının artması ve Hürmüz’deki gemi trafiğinin belirgin biçimde azalmasıyla Brent 106 doların üzerine çıkarak ayın zirvesini gördü.

Ayın ikinci yarısında petrol biraz soluklandı ve 22 Eylül’de 95 dolar civarına geriledi. Ay sonuna doğru ABD Başkanı Trump’ın İran’ın 7 maddelik barış önerisini reddettiğine ilişkin haberlerle fiyat yeniden 99 dolara yaklaştı. Brent ayı 97,5 dolardan kapattı. Ağustos sonundaki 90,4 dolara göre yaklaşık %8’lik bir artış var, ay içinde ise 90 ile 106 dolar arasında 16 dolarlık bir salınım gördük. Geçen ay petrolde kalıcı bir yön değil, jeopolitik başlıklara bağlı bir salınım rejimi olduğunu yazmıştım. Enerji ithalatçısı bir ülke olarak bizim için bu tablo hem cari açık hem de enflasyon tarafında ek bir yük anlamına geliyor. Piyasanın gözü şimdi 4 Ekim’deki OPEC+ toplantısında.
Yurtiçi Piyasalar
Türkiye’ye dönecek olursak, eylülün asıl hikayesi fon piyasasında yaşandı ve arka planı birkaç aya uzanıyor. Son iki yılda bazı portföy yönetim şirketlerinin fonları çok hızlı büyümüştü. Pusula Portföy ağustos sonunda yaklaşık 13 milyar dolar, Tera grubu ise yaklaşık 14 milyar dolar büyüklüğünde varlık yönetiyordu. 28 Ağustos’ta SPK, serbest fonların hisse senetlerindeki yoğunlaşmasına sınır getiren yeni kurallar yayımladı ve sınırı aşan pozisyonların yıl sonuna kadar kademeli olarak azaltılmasını istedi. Eylülün ilk yarısında ise Tera Yatırım’ın Pusula Finans Holding’i devralma görüşmeleri gündemdeydi.
15 Eylül’de Pusula Portföy, bazı fonlarında katılma payı iade ödemelerinde temerrüt oluştuğunu açıkladı. Ertesi gün aynı tablo Tera Portföy’ün iki fonunda da ortaya çıktı. Tera’nın sonradan yaptığı açıklamaya göre kısa sürede gelen iade talimatları yaklaşık 300 milyar liraya ulaşmıştı. Fon yatırımcılarının aynı anda çıkmak istemesi, fonların portföylerindeki hisseleri satma baskısıyla birleşti. 16 Eylül’de BIST 100 %5,54 düşüşle 13.122 puandan kapattı ve devre kesici çalıştı. Aynı gün bankacılık endeksi %6,38, holding endeksi ise %6,48 geriledi.

17 Eylül sabahı, piyasalar açılmadan önce Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında Finansal İstikrar Komitesi toplandı. Komite sorunun fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaştığını, geçici ve yönetilebilir nitelikte olduğunu, Borsa İstanbul’un işleyişine ilişkin yapısal bir risk bulunmadığını açıkladı. TCMB tarafında ihale miktarlarının artırılması ve bankaların teminatlarına uygulanan iskontonun düşürülmesi gibi likidite adımları duyuruldu. SPK ise yedi portföy yönetim şirketine ait 130’u aşkın fonu işleme kapatarak tasfiyesine karar verdi. Tasfiye sürecini İş Bankası ve Ziraat Bankası yürütüyor, haberlere göre 500 binden fazla yatırımcı bu süreçten doğrudan etkileniyor.

Endeks 17 Eylül’de yaklaşık %2,9 toparlandı ama bu toparlanma kalıcı olmadı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sermaye piyasasındaki manipülatif işlemlere yönelik soruşturması ay boyunca dalgalar halinde genişledi. 30 Eylül itibarıyla soruşturmada 56 kişi tutuklanmış durumda ve 26 hisse senedindeki işlemler inceleniyor, ancak bu hisselerin listesi kamuoyuyla paylaşılmadı. Aylık kayıp TL bazında %16,65. BIST 30 ise yaklaşık %9,9 düşüşle endeksin belirgin biçimde üzerinde kaldı. Tüm şirketleri kapsayan BIST Tüm endeksi %20 geriledi. Yani satışın merkezinde büyük şirketlerden çok küçük ve orta ölçekli hisseler vardı.
Risk primi de bu tablodan payını aldı. Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i ağustos sonundaki 206 baz puandan 28 Eylül’de 251 baz puana çıktı ve mayıstan bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Yani ağustosta konuştuğumuz risk primi düşüşünün tamamı bir ayda geri alındı.

Bu tablodan kendi adıma çıkardığım üç ders var. Birincisi likidite uyumsuzluğu. Birkaç gün içinde iade sözü veren bir fon, kısa sürede nakde dönemeyecek varlıklarda yoğunlaştığında sakin dönemde bir sorun görünmüyor. Herkes aynı anda çıkmak istediğinde ise fon ödemeleri karşılayamıyor. İkincisi geçmiş getirinin cazibesi. Kısa sürede olağan dışı getiri sağlayan bir ürünün arkasında ne olduğunu sormak, getirinin kendisinden daha önemli.
Eylül ayında hep kötü gelişmeler olmadı tabi. Bist30 da Bist100’de endeks değişiklikleri gerçekleşti ve spekülatif hisseler endekslerden çıkarken temeli sağlam ve köklü şirketlerin girdiğini gördük. Bu da aslında endeksi tekrar nispeten yatırım performansını karşılaştırabileceğimiz bir enstrümana dönüştürmek adına yapılmış bir adım oldu.

TCMB tarafında 10 Eylül’deki PPK toplantısında politika faizi beklentilere paralel olarak %37’de sabit tutuldu. Gecelik borç verme %40, gecelik borçlanma ise %35,5 seviyesinde korundu. Kurul sıkı para politikası duruşunun fiyat istikrarı sağlanana kadar süreceğini yineledi ve bir sonraki adım için taahhütte bulunmadı. Geçen ay ilk indirim beklentimi eylülden ekime doğru esnettiğimi yazmıştım. Bugünkü tabloda bu beklentiyi korumak zor. Fed faiz artırdı, petrol 100 dolar civarında, CDS yükseldi ve fon krizi finansal istikrarı gündemin ilk sırasına taşıdı. Bu koşullarda TCMB’nin önceliği bir süre daha likiditeyi ve kuru yönetmek olabilir. Ben de ilk indirimi yıl sonuna doğru beklemeyi daha gerçekçi buluyorum.
Kişisel Portföy
Şimdi portföydeki şirketlerle ilgili eylül ayı gelişmelerine bakalım. Tüm şirketleri yazmayacağım, sadece önemli gelişme olanları paylaşmayı düşünüyorum.

TUPRS
Tüpraş bu ay endeksin çok üzerinde kaldı ama o da düşüşten payını aldı. Rafineri marjları çok yüksek seyretmeye devam ediyor. 3. çeyrekte muhtemelen net rafineri marjlarının 2. çeyreğin üzerinde oluştuğunu görmeye devam edeceğiz.

1 Eylül’de Koç Holding ve dolaylı ana ortağı Temel Ticaret, Tüpraş sermayesinin yaklaşık %0,83’ünü temsil eden payları pay başına 384,50 TL fiyatla Merrill Lynch International’a satma kararı aldı. Satış 3 Eylül’de toptan alış satış pazarında gerçekleşti ve takası 7 Eylül’de tamamlandı. Bu işlemle Koç grubunun Tüpraş’taki toplam payı %50,1’e indi, halka açıklık oranı ise %49,7’ye yükseldi. Ayrıca 1 Eylül’de Tüpraş, %99,2 oranında sahibi olduğu bağlı ortaklığı Entek Elektrik’in 2,5 milyar TL’lik nakdi sermaye artırımına katıldı ve yaklaşık 2,48 milyar TL ödedi.
CVKMD
CVK Madencilik eylülde portföyümün en zayıf halkası oldu. Hisse 16,76’dan 12,11’e indi, yani yaklaşık %27,7 değer kaybetti ve ayı neredeyse en düşük seviyesinden kapattı. Bu düşüşü tek bir şirket haberiyle açıklamak bence mümkün değil. Ons altın ay içinde %6,6 geriledi ve genel piyasadaki satış baskısı küçük ve orta ölçekli hisselerde çok daha sert hissedildi. Bu şirkette aşağı ve yukarı fiyat hareketleri sert olabiliyor. Ben çok uzun vadeli bir yatırımcı olduğum için fiyat hareketleri beni ilgilendirmiyor, operasyonları takip ediyorum.

Operasyon tarafında ise beklediğim adım geldi. 24 Eylül’de şirket, Sarıalan Altın İşletmesi’nde deneme üretiminin başarıyla tamamlandığını ve tam kapasite üretime geçildiğini açıkladı. Şubatta başlayan deneme üretimi döneminde 15 Eylül’e kadar toplam 14.450 ons altın içeren konsantre üretilmiş. Trafigura ön ödemesi ve bedelli sermaye artırımıyla finansmanı sağlanan projenin üretim aşamasına geçmesi tezimin çekirdeğinde duruyordu. Bundan sonra bakacağım şey tam kapasitedeki üretim miktarının ve maliyetlerin çeyrek bilançolarına nasıl yansıyacağı.
Yönetim kurulu başkanı Hüseyin Çevik ay içinde dört ayrı bildirimle borsadan pay aldı. Alım tutarları şirketin büyüklüğüne göre küçük ama ana hissedarın düşüşte satıcı değil alıcı tarafta olması benim için anlamlı.
GLYHO
Global Yatırım Holding eylülü yaklaşık %5 düşüşle, 16,55’ten 15,73’e inerek kapattı. Ay içinde 14,64 dibini gördü. Endeksin %16,65 gerilediği bir ayda bu belirgin bir pozitif ayrışma.
16 Eylül’de açıklanan ağustos yolcu istatistikleri güçlü geldi. Konsolide gemi sayısı yıllık %9, konsolide yolcu hareketleri ise %13 arttı. Konsolide olmayan limanlar dahil ağustosta toplam 641 gemi ve 2.166.169 yolcu ağırlanmış. Temmuz doluluk oranı ise konsolide bazda %115 seviyesinde gerçekleşmiş. Temmuzda gemi sayısındaki artış %2, yolcu artışı %6 seviyesindeydi. Yani ağustosta ivme yeniden hızlandı.

Yönetim kurulu başkanı Mehmet Kutman’ın alımları sürdü. Örneğin 16 Eylül’de 16,00 TL’den 250 bin nominal pay aldı ve birlikte hareket ettiği taraflarla toplam payı %36,36’ya çıktı. 21 Eylül’de ise Hollanda merkezli Leonidsport B.V., ortalama 15,22 TL fiyattan yaptığı alımla şirketteki payını %3’ün üzerine taşıdı. Yabancı ilgisinin artmasının da olumlu olduğunu düşünüyorum.
ISMEN
İş Yatırım ay içinde 37,38 seviyesini gördükten sonra ikinci yarıda geriledi ve ayı 29,62 ile en düşük seviyesinden kapattı. Aylık kayıp %10,8. Bence fon krizi, aracı kurum ve portföy yönetimi tarafına yönelik algıyı da olumsuz etkiledi. Fakat burada bir ters etki yaşanabileceği kanaatindeyim. Orta e küçük ölçekli aracı kurumlara ve pyş’lere güvenin azalması sektörün büyüklerine doğru bir akış olmasına sebep olabilir. Dolayısıyla bu tür dönemler güçlü sermayeli ve köklü bir gruba bağlı aracı kurumlar için pazar payı fırsatı da yaratabilir.

Ağustosta tezimin faiz indirim döngüsüne bağlı olduğunu ve takvimin uzadığını yazmıştım. Eylülde Fed faiz artırdı, TCMB’nin indirime başlaması zorlaştı ve sektör ciddi bir güven sınavından geçti. Üçüncü çeyrek bilançosu önümüzdeki haftalarda gelecek.
Eurobond Portöyü
Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i ağustos sonundaki 206 baz puandan 251 baz puana çıktı, yani ağustostaki iyileşmenin tamamı geri alındı. Haberlere göre yükselişin ana sebebi fon krizinin yarattığı güven kaybı. Buna ABD’de 10 yıllık tahvil faizinin %5,3 seviyesine çıkarak 2002’den bu yana en yüksek seviyeyi görmesi de eklendi. Küresel faizlerin bu kadar yukarıda olması gelişen piyasa tahvillerinin fiyatları üzerinde baskı anlamına geliyor. CDS’teki bu hareketin eurobond fiyatlarına da yansıması olası.
Bu ay toplamd 950 $ kupon geliri elde ettim. Şimdilik nakit olarak tutmayı tercih ediyorum.

ABD Portföyü
Yurt dışında eylülün ana başlığı Fed oldu. Jackson Hole’daki şahin konuşmayla masaya gelen faiz artırımı 16 Eylül’deki toplantıda gerçekleşti. Fed politika faizini 25 baz puan artırarak %3,75 ile %4 aralığına çekti. Bu 2023’ten bu yana ilk faiz artırımı ve karar oy birliğiyle alındı. Başkan Kevin Warsh enflasyonun çok yüksek olduğunu ve çok uzun süredir yüksek kaldığını söyledi. Üyelerin projeksiyonlarında medyan beklenti yıl sonuna kadar 25 baz puanlık bir artış daha yapılması yönünde. ABD 10 yıllık tahvil faizi de ay içinde %5,3’ü aştı.
Endekslerde tablo ayrıştı. S&P 500 eylülü %0,4 düşüşle 7.652’den kapattı, Dow Jones %4,3 geriledi, teknoloji ağırlıklı Nasdaq ise %1,9 yükseldi. Yüksek faiz ortamında yatırımcılar yine büyüme hikayesi olan teknoloji şirketlerini tercih etti gibi görünüyor.
Kendi portföyümde eylül ayında herhangi bir alım ya da satım yapmadım. Ay içinde VOO, SPYG ve HD pozisyonlarımdan temettü aldım. Bunlar şimdilik nakit olarak durmaya devam ediyor.

Bitcoin
Bitcoin ise bu tablonun dışında kaldı ve 78900 bin dolardan 83700 dolara, yani yaklaşık %6 yükselerek ayı tamamladı. Ay içinde 75000 ile 87400 dolar arasında dalgalandı. Haziranda 58 bin dolara kadar inen fiyat üç ayda 84 bin dolara çıktı ama Ekim 2025’teki 126 bin dolarlık zirveden hala uzağız.
Ben yine bu ay da düzenli alımlarımı sürdürdüm. Portföyümdeki BTC ağırlığı %4’ü geçmiş durumda.

Toparlayacak olursam,
BIST 100’ün TL bazında %16,65 gerilediği eylül ayında hisse senedi portföyüm %7.8, toplam portföyüm ise TL bazında %2.93 geriledi. Dolar bazında kayıp ise %4.69 oldu. Portföyümdeki 11 şirketin 9’u endeksten daha az kaybettirdi. Böyle zamanlarda dengeli ve defansif bir portföye sahip olmak sizi çalkantılardan koruyabiliyor.

Benim için önemli olan yine bu hareketlerin geçici mi kalıcı mı olduğunu ayırt etmek. Bu ayki düşüşün kaynağı şirketlerimin bilançoları değil, piyasanın yapısında ortaya çıkan bir güven sorunu. CVK’da Sarıalan tam kapasite üretime geçti, Global’de yolcu sayıları yeniden hızlandı. Fiyat hareketlerini değil, şirketlerimizin faaliyetlerini takip etmenin daha doğru olduğu zamanlardan geçiyoruz.

Bu tür aylar bana Epiktetos’un kontrol ikilemini hatırlatıyor. Fon yöneticilerinin kararlarını, soruşturmaların seyrini, Fed’in faiz kararını ya da Hürmüz’deki gemi trafiğini kontrol edemiyorum. Kontrol edebildiğim şeyler belli. Neye sahip olduğumu bilmek, birikimimi tek bir ürüne ya da tek bir yöneticiye bağlamamak ve fiyatlar düştüğünde planımın dışına çıkmamak. Volatiliteye takılmadan yoluma devam ediyorum.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Bay Tutumlu

Hepimize çok geçmiş olsun ama olması gereken oldu ve artık önümüze daha umutla bakıyoruz. Herhalde uzun bir süre bir daha benzer hareketleri piyasamızda görmeyiz. En azından umudumuz bu yönde.
Bir de hepimiz “Eylülzede” olduğumuza göre bu şarkıyı hayatta kalanlara adıyalım: https://www.youtube.com/watch?v=D4WCjolyQq8