Herkese selamlar. Yeni bir ayın daha sonuna geldik. Finansal özgürlük yolculuğuna başlayalı tam 96 ay, hedefime ulaşalı ise 33 ay geçmiş. Geçen ay mayısı geri veriş ayı diye tanımlamıştım. Haziran ise tam anlamıyla bir ayrışma ayı oldu. Mayıs sonunda 13.663 seviyesinden devraldığımız BIST 100, haziran içinde 14.876 puana kadar toparlandı ve ayı 14.107 seviyesinden kapattı. Yani savaş fiilen çözüme bağlanırken endeks aylık bazda yaklaşık yüzde 3,25 değer kazandı. Ama bu ayın asıl hikayesi yurt içinde değil, yurt dışında yaşandı. Onu da yazının ilerleyen kısmında açacağım.
Global gelişmelere geçmeden önce kişisel taraftan biraz bahsedeyim. Yaz rutinim oturdu. Salonda haftada en az 3 kez antrenman ve havaların iyice ısınmasıyla haftada 2 günlük yüzme devam ediyor.
İçerik tarafında ise üretime devam ettim. Patreon’da finansal özgürlük serisi kapsamında yeni bir video hazırladım ve takip ettiğim şirketlerin yatırım tezlerini yayınlamayı sürdürdüm. Merak edenler ve incelemek isteyenler için hesabımın linkini paylaşıyorum.
Bay Tutumlu Yatırım Tezleri Arşiv
Haftalık bültenlere de devam ediyorum tabi. Finansal Özgürlük Kulübü podcast’inde de yeni bölümler yayına girdi. İlk bölüm balonların anatomisi hakkındaydı. Ta güney denizi balonuyla başlayıp günümüze uzanan bir bölüm oldu.
İkinci bölüm ise yapay zeka çağında meslek seçimi hakkında idi. Lise ve üniversite tercihlerinin yapıldığı bu dönemde faydalı olabileceğin düşünüyorum.
Jeopolitik Gelişmeler
Şimdi güncel gelişmelere dönelim. Mayıs diplomasinin öne çıktığı bir aydı, haziran ise anlaşmanın büyük ölçüde çözüldüğü ama bunu yaparken küçük bir tırmanma korkusu da yaşattığı bir ay oldu. ABD donanmasının mayıs sonunda kaldırdığı liman ablukasının ardından süreç yumuşamaya devam ediyordu. Ancak ayın ilk yarısında işler kısa süreliğine gerildi. 10 Haziran’da Umman açıklarında düşürülen bir helikopterin ardından ABD, Hürmüz yakınlarındaki İran hava savunma ve radar mevzilerini vurdu. İran da İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını sürdürmesi halinde çatışmaya döneceğini açıkladı. Bu haberlerle Brent kısa süreliğine tekrar 91 dolara sıçradı.
Sonrasında diplomasi baskın çıktı. Pakistan hattında yürüyen müzakereler 14 maddelik bir mutabakat zaptına bağlandı. Anlaşma 60 günlük bir müzakere süreci öngörüyor, bu süre boyunca Hürmüz Boğazı’ndan geçiş ücretsiz olacak ve trafiğin 30 gün içinde tam kapasiteye çıkarılması hedefleniyor. Nükleer dosya gibi daha karmaşık başlıklar ileri bir tarihe bırakıldı. Trump G7 zirvesinde boğazın yeniden açılacağını ve geçişlerin ücretsiz olacağını duyurdu. Ay sonuna doğru boğaz fiilen açıldı, ABD Enerji Bakanlığı son 24 saatte yaklaşık 20 milyon varil ham petrolün Hürmüz’den çıktığını açıkladı. Günlerce boğazda mahsur kalan tankerler tek tek yola koyuldu. Ay biterken taraflar Doha’da teknik görüşmelere hazırlanıyordu.

Bu tablonun en somut yansıması yine petrolde oldu. Mayısı 91 dolar civarında kapatan Brent, haziranda 10 Haziran’daki tırmanmayla kısa süre 92 dolara dokunduktan sonra sert biçimde geri çekildi ve ayı 73 dolar civarından tamamladı. Yani aylık bazda yaklaşık yüzde 20’lik bir düşüş geldi ve fiyat, savaşın başladığı 28 Şubat öncesindeki seviyelere döndü. Hürmüz’ün açılması, arz fazlası beklentisi ve risk priminin erimesi bu düşüşün ana nedenleri. Petroldeki bu gerileme Türkiye için doğrudan iyi haber, çünkü nisan enflasyonunu yukarı çeken ana kalem petrol kaynaklıydı ve bu baskı artık hızla geri alınıyor.
Yurtiçi Piyasalar
Türkiye’ye dönecek olursak, BIST 100 mayıstaki kar satışlarının ardından haziranda toparlandı. Endeks ay içinde 14.876 ile yeni bir zirve denemesi yaptı, alt tarafta ise 13.567 seviyesine kadar düştü ve ayı 14.107 seviyesinden kapattı. Aylık kapanış TL bazında yaklaşık yüzde 3,25 yükseliş anlamına geliyor. Dolar bazında getiri ise yaklaşık yüzde 1,5 civarında. BIST 30 ise yaklaşık yüzde 5,5 ile endeksin belirgin biçimde üzerinde performans gösterdi. Bu ayki yükselişi büyük ölçüde bankalar ve büyük sanayi hisseleri sırtladı, yani yükseliş mayısa göre daha sağlıklı bir tabana yayıldı.
Burada dikkat çeken bir nokta, ay sonuna doğru büyük çaplı bir yabancı satışın gelmesiydi. Bank of America gibi kurumların BIST 30 tarafında yoğunlaşan satışları endeksin son günlerde soluklanmasına neden oldu. Yine de aylık tabloda Borsa İstanbul, gelişen piyasa endekslerinden pozitif ayrıştı. Petrolün gerilemesi cari açık görünümünü iyileştiriyor, güçlü TL politikası ve yüksek reel getiri swap kaynaklı yabancı girişini destekliyor. Her zamanki notumu tekrar düşeyim. Kişiler kendilerini endeksle değil döviz veya enflasyon gibi bir enstrümanla kıyaslamalı, çünkü endeksin içeriği sabit değil ve birkaç hisse bazı aylar tabloyu tek başına şekillendiriyor.

TCMB tarafında 11 Haziran’daki PPK toplantısında politika faizi beklentilere paralel yüzde 37’de sabit tutuldu. Gecelik borç verme yüzde 40, gecelik borçlanma ise yüzde 35,5 seviyesinde korundu. Karar metninde nisanda enerji fiyatlarıyla yükselen enflasyonun ana eğiliminin mayısta bir miktar gerilediği vurgulandı. Yine de jeopolitik belirsizlik kaynaklı enerji oynaklığına dikkat çekildi ve gerekmesi halinde para politikasının sıkılaştırılabileceği mesajı korundu. Petroldeki sert düşüşle birlikte dezenflasyon hikayesinin yeniden fiyatlandığını görüyoruz. İlk faiz indirimi beklentimi koruyorum, bu muhtemelen sonbahar aylarında gelecek.
Enflasyon tarafında haziran verisi bu satırları yazdığım sırada henüz açıklanmamıştı, TÜİK rakamı 3 Temmuz’da gelecek. Petroldeki gerilemenin etkisiyle aylık manşette %1’in altında ve mayısa göre belirgin bir rahatlama görmeyi bekliyorum. Baz etkisiyle yıllık oranda oynama olsa da aylık eğilimin olumlu tarafta kalması olası görünüyor.
Kişisel Portföy
Haziran ayında portföyümde köklü bir hareket yapmadım. Geçen ay bazı ödemeler için ufak satışlar yapmıştım, bu ay portföyün genel dağılımını koruyarak ilerledim. Bunun dışında düzenli BTC alımına devam ettim. Eurobond kuponlarını ise nakit pozisyonunda tutmayı sürdürdüm. Bu tür ay içinde sert dalgalanmaların yaşandığı dönemlerde soğukkanlı kalmak ve uzun vadeli plana sadık kalmak en doğru strateji.

Şimdi portföydeki şirketlerle ilgili haziran ayı gelişmelerine bakalım. Tüm şirketleri yazmayacağım, sadece önemli gelişme olanları paylaşmayı düşünüyorum. Bu ay bilanço dönemi geride kaldığı için ağırlık daha çok operasyonel gelişmeler ve fiyat hareketlerinde.
GLYHO
Global Yatırım Holding bu ay portföyümün açık ara yıldızı oldu, hisse haziranda yaklaşık yüzde 16 değer kazandı. Gelişmeler de bu performansı destekledi. 17 Haziran’da açıklanan mayıs yolcu istatistiklerinde nisandaki yavaşlamanın telafi edildiğini gördük. Konsolide gemi sayısı yıllık yüzde 2, konsolide yolcu hareketleri ise yüzde 4 arttı. Konsolide olmayan limanlar dahil mayısta toplam 684 gemi ve yaklaşık 1,86 milyon yolcu ağırlanmış. Nisandaki daralmanın geçici olduğu yönündeki yönetim beklentisi doğrulanmış oldu.
Asıl heyecan verici taraf liman portföyündeki büyümeydi. 3 Haziran’da GPH, İspanya’nın Ferrol Kruvaziyer Limanı için 30 yıllık işletme imtiyazını resmen kazandığını duyurdu. 11 Haziran’da ise St. Vincent ve Grenadinler hükümetiyle bir kruvaziyer limanının geliştirilmesi için münhasır müzakere anlaşması imzalandı. Burası Güneydoğu Karayipler’de, Barbados ve Saint Lucia gibi güçlü destinasyonlara yakın stratejik bir nokta ve halihazırda yılda yaklaşık 200 bin yolcuya hizmet veriyor. Benim tezimde Karayipler ve Atlantik’teki çeşitlendirmenin Akdeniz ve savaş riskini tamponladığını hep vurgulamıştım, bu iki adım tam da o tarafı güçlendiriyor. Ayrıca 15 Haziran’da yüzde 100 bağlı ortaklık Ardus’un Denizli’deki Sümerpark Evleri projesinin ikinci etabı için kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını öğrendik, gayrimenkul tarafı da yavaş yavaş değer üretmeye devam ediyor.
Şirket haziranda geri alım programını neredeyse her gün sürdürdü, yönetim kurulu başkanı Mehmet Kutman’ın kişisel alımları da devam etti. Barış sürecinin ilerlemesi, petrolün düşmesi ve Akdeniz trafiğinin normalleşmesi kruvaziyer tarafı için üç ayrı olumlu rüzgar demek. Takip listemin başında tutmaya devam ediyorum.
TUPRS
Tüpraş için bu ayın en kritik konusu petroldeki sert düşüştü. Brent’in 91 dolardan 73 dolara gerilemesi ve Hürmüz’ün yeniden açılması iki yönlü bir tablo çiziyor. Bir yandan sektör için ham petrol tedarik riskinin ortadan kalkması ve girdi maliyetinin düşmesi olumlu. Diğer yandan ham petroldeki hızlı düşüş, rafineri marjları ve stok değerlemesi açısından iki ucu keskin bir bıçak. Hisse haziranda yaklaşık yüzde 7 geriledi, bu geri çekilmenin büyük bölümü petroldeki düşüşün marjlara etkisine dair tedirginlikten kaynaklanıyor.
Nisandan beri söylediğim gibi Hürmüz krizinin tam etkisi ilk çeyrek bilançosunda görünmemişti çünkü kriz şubat sonunda başlamıştı. Asıl tablo ikinci çeyrek bilançosunda netleşecek, çünkü kriz de, boğazın kapalı kaldığı dönem de, petrolün 110 dolardan 73 dolara inen bütün yolculuğu da bu çeyreğe denk geldi. Crack marjları hala yüksek seyrediyor, yakından izleyeceğim. Yönetimin muhafazakar 2026 hedeflerinin hâlâ geçilebilir olduğunu düşünüyorum.

TRGYO
Torunlar GYO haziranda pozitif ayrışan diğer hissem oldu, yaklaşık yüzde 8 değer kazandı. Faiz indirim döngüsünün duraksamış olması GYO’lar için kısa vadeli bir olumsuzluk, ancak petroldeki düşüş ve dezenflasyonun geri dönmesiyle faiz indirim beklentisi de yeniden canlanıyor. Kira geliri kanalı güçlü olan şirketler bu süreçte pozitif ayrışmaya devam ediyor. Şirketin 5 yıllık net nakit yaratım planı yatırım tezimin çekirdeği olmayı sürdürüyor.
ANSGR
Anadolu Sigorta bu ay yatay bir seyir izledi. Öne çıkan ayrı bir şirket gelişmesi olmadı. Yüksek faiz ortamı sigorta şirketlerinin teknik olmayan gelirini desteklemeye devam ediyor. Petroldeki gevşeme ve dezenflasyonun tekrar fiyatlanması finans kesimi için genel olarak olumlu bir zemin. Portföy değeri ile piyasa değeri arasındaki iskontonun kapanmasını beklemeye devam ediyorum.
ISMEN
İş Yatırım tarafında zayıf ilk çeyrek tablosu fiyata yansımaya devam etti, hisse haziranda yaklaşık yüzde 4 geriledi. Faiz indirim döngüsünün duraksamış olması ve risk iştahının kalıcı biçimde geri dönmemesi aracı kurum karlılığı için baskı unsuru olmayı sürdürüyor. Ay sonuna doğru küresel tarafta yaşanan sert teknoloji satışının risk iştahını tekrar bozması, kısa vadede kredili işlem hacimlerindeki toparlanmayı geciktirebilir. Pazar payı tarafını dikkatle izliyorum, konjonktür şu an şirketin aleyhine çalışıyor.

TATGD
Tat Gıda ilk çeyrekte kara dönmüştü, haziranda hisse yaklaşık yüzde 4 geriledi ama bu daha çok genel piyasa hareketiyle ilgili. Gıda tarafında öne çıkan yeni bir gelişme olmadı. Salça segmentindeki konsolidasyon ve maliyet kontrolü orta vadeli temanın itici gücü olmaya devam ediyor.
TRCAS
Nisanda eklediğim Turcas için haziranda önemli bir şirket gelişmesi yaşanmadı. Shell’den 8 milyon dolar imtiyazlı temettü aldık. Turcas bir holding olduğu için değeri büyük ölçüde Shell & Turcas ve RWE & Turcas gibi özkaynak yöntemiyle değerlenen iştiraklerden geliyor.
CVKMD
CVK Madencilik bu ay portföyümün en zayıf halkasıydı, hisse yaklaşık yüzde 16 değer kaybetti. Burada iki etken var. Birincisi, ilk çeyrek finansallarının sönük geçmesi ve üretimin ticari döngüye girmesinin etkisinin henüz rakamlara yansımamış olması. Konsantre cevher satışı 3 Nisan’da başladığı için operasyonel kar ivmelenmesini asıl ikinci çeyrekten itibaren görmeyi bekliyorum. İkincisi ve bu ay daha belirleyici olanı, altın fiyatındaki sert düşüş. Fed’in şahin dönüşü ve faiz artırımı beklentileriyle altın haziranda 2008’den bu yana en kötü ayını yaşadı ve 4.050 dolar seviyelerine geriledi. Bir altın üreticisi için bu doğrudan bir rüzgar demek. Operasyonun oturması ve Sarıalan kapasite artışı asıl odağım olmaya devam ediyor, ama altın tarafındaki bu baskıyı da hesaba katmak lazım.

Eurobond Portföyü
Eurobond portföyünde haziranda pozisyon değişikliği yapmadım. Bu ay hiç kupon almadım. Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i haziranda 225 baz puana kadar geriledi, bu 26 Şubat’tan yani savaş öncesinden bu yana görülen en düşük seviye. Petroldeki düşüş, savaşın çözüme bağlanması ve dezenflasyon beklentisinin geri dönmesi Türkiye risk primi açısından oldukça olumlu bir kombinasyon oluşturuyor. Eurobond spreadlerinde de paralel bir rahatlama görüyoruz. Kuponları halihazırda nakit olarak biriktirmeye devam ediyorum.

ABD Portföyü
Bu ayın asıl hikayesi işte burada. Geçen ay ABD borsalarındaki yapay zeka temasına dair temkinli olduğumu, Shiller CAPE rasyosunun 41 seviyesine gelmesinin beni tedirgin ettiğini yazmıştım. Haziranda bu tedirginlik somutlaşmaya başladı. Yatırımcılar büyük teknoloji şirketlerinin devasa yapay zeka harcamalarından ne zaman ve nasıl getiri sağlayacağını sorgulamaya başladı. Sonuç sert oldu. Microsoft haziranda yaklaşık yüzde 17 değer kaybederek 2000 yılındaki dot-com balonundan bu yana en kötü ayını yaşadı, Oracle ise yüzde 35 gibi bir düşüşle 1990’dan beri en kötü performansını sergiledi. Ay sonuna doğru yarı iletken tarafında da panik satışları geldi, çip endeksi bir günde yüzde 8 düştü, Güney Kore borsası rekor seviyesinden bir günde yüzde 10 geri çekildi.

Endeks tarafında S&P 500 haziranı yaklaşık yüzde 1 düşüşle, teknoloji ağırlıklı Nasdaq ise yaklaşık yüzde 2,8 kayıpla kapattı. İlginç olan şu, aylık düşüşe rağmen mart dip seviyelerinden bu yana toparlanma o kadar güçlüydü ki her iki endeks de son altı yılın en iyi çeyreğini geride bıraktı. Yani balon uyarısı yapılan tema hem çeyreğin kahramanı hem de ay sonunun günah keçisi oldu. Bir başka dikkat çekici nokta, yatırımcıların teknolojiden finans, sağlık ve sanayiye rotasyon yapmasıyla Dow Jones’un haziranda yükselmesiydi. Yeni Fed Başkanı Kevin Warsh döneminde para politikasının daha şahin okunması ve yıl içinde faiz indirimi yerine artık faiz artırımı ihtimalinin fiyatlanması bu tablonun arka planında duruyor.

Ben uzun vadeli bir yatırımcı olarak düzenli VOO alımlarıma devam ediyorum. Ancak burada bir ayrıntının altını çizmek isterim. Büyüme ağırlıklı SPYG fonum, teknoloji yoğunluğu nedeniyle bu ay VOO’ya kıyasla daha sert geri çekildi. Geçen ay dile getirdiğim temkinli duruşun neden önemli olduğunu haziran net biçimde gösterdi. Değerlemelerin bu kadar gerildiği bir ortamda balonun ne zaman ve nasıl söneceğini kimse tam olarak bilemez, o yüzden ben pozisyon büyütmek yerine düzenli ve ölçülü alımla ilerlemeyi tercih ediyorum.
Bitcoin tarafında da tablo sertti. Ekim 2025’teki 126 bin dolarlık zirveden gelen düşüş haziranda hızlandı ve fiyat 58 bin dolar civarına, yani son 21 ayın en düşük seviyesine geriledi. ABD’de listelenen spot Bitcoin ETF’lerinden haziranda 4 milyar doların üzerinde çıkış yaşandı, bu da fonların kuruluşundan bu yana görülen en yüksek çıkış oldu. Fed’in şahin tonu ve faiz artırımı beklentileri riskli varlıkların hepsini birden vurdu. Ben düzenli ve küçük tutarlı BTC alımıma devam ettim. Bu tür sert düşüşler benim gibi maliyet ortalaması yapan ve on yıllık ufku olan biri için aslında pozisyonu ucuzlatan dönemler, o yüzden panik değil disiplin gerektiriyor.

Toparlayacak olursam,
BIST 100’ün TL bazında yaklaşık yüzde 3,25 kazandığı haziran ayında toplam portföyüm TL bazında 0,7, dolar bazında ise %2,47 düştü. Bu ayın karakteri baştan sona ayrışmaydı. Yurt içinde barış temettüsü, petroldeki çöküş ve dezenflasyonun geri dönmesi Borsa İstanbul’u gelişen piyasalardan pozitif ayırdı. Buna karşılık yurt dışında aylardır konuşulan yapay zeka balonu ilk kez gerçek bir düzeltmeye döndü, teknoloji hisseleri, altın ve Bitcoin aynı anda satış gördü.
Portföyümün içinde de aynı ayrışmayı yaşadım. Global Yatırım ve Torunlar gibi kruvaziyer liman ve gayrimenkul tarafı güçlü geldi, buna karşılık petrole duyarlı Tüpraş ve altına duyarlı CVK konjonktürel baskıyla geri çekildi. Benim için önemli olan bu geri çekilmelerin geçici konjonktür mü yoksa kalıcı bir tez bozulması mı olduğunu ayırt etmek. Tüpraş’ta petrol volatilitesi geçici, tezi bozan bir şey değil. CVK’da altın rüzgarı geçici ama operasyonun oturmasını görmem gerekiyor. Global’de ise tez tam tersine güçlendi. Şu an için portföyümdeki hiçbir şirkette temel bir bozulma görmüyorum.
Bu tür aylar bana hep aynı şeyi hatırlatıyor. Piyasanın bir tarafı rekor kırarken başka bir köşesi çöküyorsa, önemli olan gürültüye değil sahip olduğun şirketlerin ve varlıkların gerçek değerine bakmak. Portföyümdeki şirketlerin büyük çoğunluğu güçlü bilançolara, rekabet avantajlarına ve sağlam yönetime sahip. Volatiliteye takılmadan yoluma devam ediyorum.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Bay Tutumlu
Bu yazıda paylaşılanlar kişisel görüşlerimdir ve yatırım tavsiyesi değildir.

İlk yorum yapan siz olun